PARÇALI YAPI, İKTİDARI SEVİNDİRİYOR
- Emekli Meclisleri Sendikası
- 7 Oca
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 18 Mar

Türkiye'de sendikaların tarihçesi, ülkenin siyasi ve ekonomik gelişimine paralel olarak şekillenmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu Dönemi: Osmanlı'da sendikal örgütlenmeye benzer yapılar 19. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkmaya başladı. Örneğin, 1871'de Ameleperver Cemiyeti kuruldu, ancak bu tür örgütlenmeler genellikle kısa ömürlü oldu ve resmi sendikacılık görülmedi.
Cumhuriyetin İlk Yılları: Cumhuriyetin ilanından sonra 1924'te Amele Teali Cemiyeti kuruldu, ancak bu da 1927'de kapatıldı. 1938'de Cemiyetler Kanunu ile "sınıf esasına dayalı cemiyetler" yasaklandı, bu da sendikacılığı engelledi.
1946 ve Sonrası: İkinci Dünya Savaşı sonrasında demokratikleşme süreci ile birlikte, 1946'da bu yasağın kaldırılmasıyla sendikalar yeniden ortaya çıktı. 1947'de "İşçi ve İşveren Sendikaları ve Sendika Birlikleri Hakkında Kanun" kabul edildi ve bu, sendikaların yasal dayanağını oluşturdu.
1960'lardan 1980'e: Bu dönem sendikacılığın en aktif olduğu dönemlerden biri oldu. 1961 Anayasası ile grev hakkı tanındı. Türk-İş 1952'de, DİSK ise 1967'de kuruldu. 1970'lerde sendikal mücadeleler ve grevler yoğunlaştı, ancak 1980 askeri darbesi bu hareketleri bastırdı ve sendikalar üzerinde büyük baskı uygulandı.
1980 Sonrası: 1983'te yeni Sendikalar Kanunu ile sendikal faaliyetlerin kapsamı ve işleyişi yeniden düzenlendi. Bu dönem, neoliberal politikaların etkisiyle sendikalaşma oranlarında düşüşler yaşandı.
Günümüz: Türkiye'de sendikalar, işkolu esasına göre örgütlenmekte olup, üç büyük işçi konfederasyonu TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİSK'tir. Kamu çalışanları için ise KESK ve Memur-Sen gibi yapılar varlığını sürdürmektedir.
BÖL- PARÇALA- YÖNET
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun verilerine baktığımızda ülkemizde 21 iş kolunda 16 milyon 937 bin 613 işçi çalışıyor. Bu işçilerden 2 milyon 512 bin 332’si sendikalı. Yani çalışan nüfusun yüzde 14,80’i sendikalı, yüzde 85,20 ise sendikasız.
Örgütlü olan işçiler toplam 321 sendikaya üye. Bu sendikaların bağlı olduğu konfederasyon sayısı ise 8. İşverenlerin ise 2 konfederasyonu mevcut.
Memurlar ise daha örgütlü. Ülkemizde 2 milyon 994 bin 550 çalışan memur var. Bu memurların 2 milyon 251 bin 330’u sendikalı. Memurların 383 sendikası ve bu sendikaların bağlı olduğu 17 konfederasyon var. Memurlarda örgütlenme oranı ise yüzde 75,18. Görüldüğü gibi memurlar işçilere oranla daha çok örgütlü.
Ancak, işçilerin de memurların da örgütlü olduğu sendika sayısı ülkemizde çok fazla. Bu parçalı yapıdan ise iktidar faydalanıyor. İktidar, böl-parçala-yönet anlayışı ile iktidarda kalmayı her seferde başarıyor.
İKTİDARLAR ÖRGÜTLÜ TOPLUMU SEVMİYOR –
Ülkemizde emekliler yaklaşık 30 yıldır örgütlenmeye çalışıyor. Çalışma hayatı yasalarında işçi, işveren ve memur örgütlenerek sendika kurabilir diyor. Yasalarda iş hayatını tamamlayan emeklilerin sendika kurması veya kurmaması yönünde herhangi bir bilgi yok. Ancak Türkiye’nin tabii olduğu yasalarda ise emeklilerin sendika kurabileceği belirtiliyor.
Buna rağmen ülkemizde 30 yıldır sendika kurma için mücadele eden emeklilerin kurdukları sendikalar siyasi iktidarın da baskısıyla kapatılıyor. Çünkü iktidar, 16 milyon 400 bin emekliden korkuyor. Korktuğu için de emeklilerin örgütlenmesine izin vermiyor.
Öte yandan emeklilerin ortak bir çatı altında toplanması, haklarını daha etkili bir şekilde savunma potansiyelini arttırabilir. Emekli Meclisleri Sendikası, ülkedeki emekli sendikalarına ve dernek ve federasyonlarına birleşme konusunda süreli çağrıda bulunmasına rağmen, bu kuruluşların üst yöneticileri buna yanaşmamaktadır. Kamuoyunda ve sosyal medyalarda birleşme yönündeki çağrıların tabanda karşılık bulacağa benziyor.